Andımız Ne Zaman ve Nasıl Ortaya Çıktı? İşte Tarihçesi

Hergün
yaz
-kış, çamur-yağmur demeden ilkel bir
şekilde
zorla söylettirilen Andımızın İlkokullarda devam etmesi tepki ile karşılanırken, ortaokullarda kaldırılması sevindirici bir gelişme olarak değerlendirildi.
Özellikle içerisinde ırkçılık kokan ifadelerin
yer
alması bir çok kesim tarafından tepki ile karşılanmıştı.
Eski Başbakanlarımızdan Prof.Dr. Necmeddin Erbakan'ın andımızla ilgili
ifadeleri 1 yıl hapis cezası almasına sebep olmuş ve siyasi hayatı
sekteye uğratılmıştı. Erbakan konuşmasında; 'Bu ülkenin evlatları
asırlar boyu mektebe başlarken besmele ile başlar. Siz geldiniz
besmeleyi kaldırdınız, ne koydunuz
yerine
Türküm, doğruyum, çalışkanım. Sen bunu söyleyince öbür taraftan da
müslüman evladı ya öyle mi, ben de kürdüm daha doğruyum, daha çalışkanım
deme hakkını kazandı ve böylece siz bu ülkenin insanlarını birbirlerine
yabancılaştırdınız.' demişti.
ÖĞRENCİ ANDI (1933)
Türküm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam; küçüklerimi korumak,
büyüklerimi saymak,
yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
And,
1972 yılında değiştirildi. 29 Ağustos 1972 tarih ve 14291 sayılı Resmî
Gazetede yayımlanan ilkokullar yönetmeliğinin 78. Maddesinde andda yer
alan "budunumu" kelimesi "milletimi" olarak değiştirilirken "Türküm,
doğruyum, çalışkanım" diye başlayan cümle ile sonra yer alan "Ne mutlu
Türküm diyene" cümlesi eklendi:
ÖĞRENCİ ANDI (1972)
Türküm, doğruyum, çalışkanım.
Yasam;
küçüklerimi korumak,
büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi, canımdan çok sevmektir.
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
Ey bu günümüzü sağlayan, Ulu Atatürk; açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Ne mutlu Türküm diyene!
And,
1997 yılında ikinci defa değiştirildi. "Öğrenci Andı"nın günümüzde
söylenmekte olan metni, Millî Eğitim Bakanlığı Tebliğler Dergisinin Ekim
1997 tarih 2481 sayısında yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim
Kurumları Yönetmeliğinin 10. Maddesiyle belirlenmiştir. Bu maddeye göre
ilköğretim okulunda öğrenciler, her gün dersler başlamadan önce
öğretmenlerin gözetiminde topluca aşağıdaki "Öğrenci Andı"nı
söylüyorlar:
ÖĞRENCİ ANDI (1997)
Türküm, doğruyum, çalışkanım.
İlkem; küçüklerimi korumak,
büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türküm diyene!
Dr. Reşit Galip kimdir?
Rodoslu, eski İttihatçı, Şeyh Sait'i astıran İstiklal Mahkemesi'nin hukukçu olmayan üyesi.
Atatürk'e kafa tutmuş ve onu Rus lokantacı karı-kocaya İş Bankası'ndan verilecek usulsüz bir krediye aracılık etmekle suçlamış.
Atatürk
onu sofradan kovduğunda "Bu, milletin sofrasıdır; kaldıramazsınız!"
diyerek kafa açınca Atatürk sofrayı terk etmiş. Daha sonra onu
affettiğinde iki asker çağırıp iskemlesinden kaldırtmış ve mealen "Ahan
da biz adamı istersek böyle kaldırtırız" diye aşağılamıştır.
Birinci
Türk Tarih Konferansı'nda Türk ırkının özelliklerini "uzun boylu, uzun
beyaz simalı, düz veya kemerli ince burunlu, muntazam dudaklı, çok kere
mavi gözlü ve göz kapakları çekik değil, badem gözlü bir ırk" olarak
tanımlamış.
Biraz
daha ileri giderek "Müslümanlık: Türk'ün milli dini" adlı tezinde, Hz.
İbrahim, Hz. İsmail ve Hz. Muhammed'in Türk olduğunu iddia etmiş.
Prof. Afet İnan ‘Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler' adlı eserinde onu şöyle anlatıyor:
"1933
yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşkü'ne
geldiği vakit, Atatürk'ün yanında bana bir kağıt uzattı ve şunları
anlatmaya başladı. ‘Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım.
Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir and meydana çıktı. İşte
Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı' dedi…"
Adam
kızlarına bir 23 Nisan sabahı aşka gelerek yazdığı manzumeyi, daha
sonra bütün öğrencilere mecburi olarak okutmak için 1933 yılında bir
genelge yayımlatmış.
1972 yılında, yine bir genelgeyle ‘Andımız'a eklemeler yapılmış.
Ruhi yapısı şüpheli birinin attığı taşı 78 yıldan beri çoluk çocuğa okutturup duruyoruz.
Danıştay'a
açılan ‘Andımız'ın iptal edilmesi ile ilgili davada, Danıştay Sekizinci
Dairesi, "… Yeni nesillere Türk devletinin ve milletinin bir ferdi olma
onurunu duymaya ve hazzını yaşatmaya yönelik…" gibi bir gerekçeyle
anayasa ve yasa maddelerine aykırılık bulunmadığını ifade etmiş…
Şimdi olayın ‘ırkçı' yanını falan bir kenara bırakıyorum ve basit bir teklif yapıyorum.
Başta
Danıştay'ın ilgili daire üyeleri olmak üzere, bu marşı faydalı bulan,
bundan bir ‘hazzı yaşatma' beklentisi içinde olan herkesi günde bir kez
yüksek sesle okumaya davet ediyorum.
İşte Andımız:
"Türk'üm
Doğruyum,
Çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak,
Büyüklerimi saymak,
Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk!
Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe,
Durmadan yürüyeceğime and içerim.
Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
Ne mutlu Türk'üm diyene!"
Yorum Gönder
1.YORUMLARA ADINIZI VE ŞEHRİNİZİ YAZINIZ. BU BİLGİLER YAZILMAZSA CEVAP VERİLMEYECEKTİR
2.SORULAR ONAYLANDIKTAN SONRA YAYINLANACAKTIR.
3.GMAİL HESABI OLANLAR YORUMU YAZDIKTAN SONRA ALTTAKİ BENİ BİLGİLENDİRİ TIKLARSANIZ SORULARA VERDİĞİMİZ CEVAPLAR MAİL ADRESİNİZE GELECEKTİR
4.KÜFÜR VE ŞİDDET İÇEREN YORUMLAR YAYINLANMAYACAKTIR